Bolu, Yuva Köyü’nde değirmen taşıma suyla dönüyor: ‘Bulaşır’ korkusuyla komşuluğu kestiler

ÇİĞDEM YILMAZ/ BOLU- Bolu’nun Yuva Köyü Çaydurt Mahallesi’nde geçen Kurban Bayramı’nın son gününde meydana gelen, 1 kişinin yaşamını yitirdiği, 141 kişinin de hastanelik olduğu zehirlenme vakasının üzerinden 2 ay geçti. Endişenin sürdüğü köyde, vatandaşlar yeni bir zehirlenme olayına karşı çevre köylerden ve Bolu Merkez’den getirdikleri suyu kullanırken, köylülerin tek endişesi su da değil. Bazıları bu zehirlenmenin bulaşıcı olduğunu düşünüyor ve komşular bu yüzden birbiriyle görüşmüyor, evlerinden çıkmıyor. Köyde kapısını çaldığımız birçok kişi bu nedenle konuşmaktan kaçındı.

‘Çok korkuyoruz’

Zehirlenme vakaların görüldüğü ilk günde 74 yaşındaki Bahriye Özdoğan günlerce Ankara’da hastanede tedavi gördü. Tedavisi tamamlandıktan sonra köye dönen Özdoğan hâlâ endişeli. “Suyu kullanmaya korkuyorum” diyen Özdoğan, “Şu anda sularımız akıyor ama kullanmaya korkuyoruz. Sadece çamaşır ve temizlikte kullanıyoruz. Bulaşıklarımı bile Bolu Merkez’den getirttiğimiz suyla yıkıyorum. ‘Bahçelerden de bir şey yemeyin’ diyorlar, onları da önce sirkeli suyu ile yıkıyorum sonra da getirdiğimiz sularla yıkayıp öyle yiyorum. Banyoyu da güneş enerjisinin iyice kaynattığı su ile yapıyoruz” dedi. Köyde herkesin korktuğunu anlatan Nihal Özdoğan da “5.5 yaşındaki kızım Öykü Nisan bir hafta hastanede kaldı. Şu an iyi ama hala korkuyoruz. 2 günde bir Bolu Merkez’deki çeşmelerden arabalarla köye su taşıyoruz. Taşıdığımız bu su ile yemeğimizi yapıp bulaşığımızı yıkıyoruz. Bazı köylüler bunun bulaşıcı olduğunu bile düşünüyor. Bu zehirlenmeden sonra herkes kendi evinde” diye konuştu. Seher Karcıoğlu (74) da zehirlenme vakaları çıktığında kendisi dışında ailesindeki herkesin zehirlendiğini söyleyerek, şunları dedi:

“Ben de o tarihte bir hastanede tedavi görüyordum yoksa bende de kesin zehirlenirdim. Evdeki herkes hastanelik oldu. Suyu da mecbur tuvalette ve temizlikte kullanıyoruz ama bunu da korka korka kullanıyoruz. Evde su bittikçe oğlum Bolu Merkez’deki çeşmelerden doldurup getiriyor. O suyla yemeğimi yapıyorum. Bulaşıkları da en son o suyla duruluyorum.”

CEMAL YURTTAŞ/ MİLLİYET

Komşuluk bitti

Yuva Köyü’nde yaşayan B.K., suyu sadece tuvalette ve banyoda kullandıklarını söyledi:

“Bir iki hafta öncesine kadar su dağıtılıyordu artık onu da dağıtmıyorlar. Buraya yakın başka köy var biz suyumuzu oradan da getiriyoruz. Bazıları merkezden bazıları yayladan bazıları da yakınlarının yaşadığı yerden getiriyor. Bir de bu zehirlenmenin en az 6 ay süreceği ve bulaşıcı olduğu söyleniyor. Bulaşıcı olduğunu düşündükleri için de köyde kimse kimseyle görüşmüyor. Diğer mahallerde hemen yanı başımızda ama sadece bizim köydeki insanlar zehirlendi daha 2 hafta olmadı bir kadın daha hastaneye kaldırıldı. Garip bir olay bu olayda başka bir şey olduğunu düşünüyoruz ama kimse net bir açıklama yapmadı. Hâlâ zehirlenmenin asıl nedeni bulmuş değiller.”

‘Kızım hâlâ hastanede’

Köyde yaşayan Salih Kaplan ve aile üyeleri de zehirlenenler arasında. Kaplan’ın 17 yaşındaki kızı Ebrar Kaplan’ın tedavisi Ankara’da devam ediyor. Kızında böbrek yetmezliği ve görme kaybı olduğunu söyleyen Kaplan, yaşadıklarını Milliyet’e anlattı:

“Tedirginiz ne olacağı hala belli değil. Köyde bir sessizlik hakim, kimse kimseye gidip gelmiyor, herkes korkuyor. Biz suyu içme suyu olarak zaten kullanmıyorduk. Sadece yemeklerde kullanıyorduk ama buna rağmen bizim ailede herkes zehirlendi. Yetkililer tarafından da net bir açıklama yapılmadı. Olayın üzerinden bugün tam 2 ay geçti zehirlenenler hala hastanede yatıyor ancak bize kimsenin bir şey dediği yok. İnsanlar hala korku ile yaşıyor. Dilovası, Gaziantep ve İzmir’den getirilen kimyasal atıklar burada yakılıyor ve o yakınlardaki yerlerdeki artezyenlerden su çekiliyor ama bunu kimse konuşmuyor. Belki de bu yakılan kimyasallardan dolayı bu insanlar zehirlendi. Su analiz raporlarının çıkmasını bekliyoruz. Raporlar çıktıktan sonra gerekli hukuki süreci başlatacağım.”